Yargıtay Kararları Işığında Uzman Görüşü ve Bilimsel Mütalaanın Önemi
Ne Olur?
Teknik bir uyuşmazlıkta taraflar, mahkemenin aldığı bilirkişi raporuna katılmadıklarında çoğu zaman kendi seçtikleri bir uzmandan uzman görüşü veya bilimsel mütalaa alır ve dosyaya sunar. Peki mahkeme bu görüşü dikkate almak zorunda mıdır? Uzman görüşü bilirkişi raporu kadar değerli midir? Değerlendirilmeden karar verilirse ne olur? Yazının sonunda ayrıca bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak hazırlatılırken izlenen adımları, uzman seçim ölçütlerini ve sık yapılan hataları bulabilirsiniz.
Yargıtay'ın farklı dairelerinden ve genel kurullarından verdiği kararlar bu sorulara açık cevaplar veriyor. Bu yazıda, uzman görüşünün yargılamadaki yerini ve değerlendirilmeden bırakılmasının sonuçlarını ortaya koyan dört önemli kararı sade bir dille inceliyoruz. Uzman görüşünün genel çerçevesi için Uzman Görüşünün Mahkeme Kararına Etkisi yazımıza da göz atabilirsiniz.
Uzman Görüşü ve Bilimsel Mütalaanın Yasal Dayanağı
Hukuk yargılamasında uzman görüşü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 293. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabilir ve bunu mahkemeye sunabilir. Ceza yargılamasında aynı imkân Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 67. maddesinin 6. fıkrasında tanınmıştır: Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık ya da müdafii, yargılama konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabilir.
Bilirkişi mahkeme veya savcılık tarafından görevlendirilirken, uzman görüşü tarafın kendi girişimiyle alınır. Bu fark, uzman görüşünü değersiz kılmaz; Yargıtay kararlarının ortak noktası, dava konusuyla ilgili uzman görüşünün mahkemece dikkate alınması ve gerekçeli biçimde değerlendirilmesi gerektiğidir.

1. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi – 10.11.2016, 2015/5127 E., 2016/4635 K.
Uyuşmazlık: Eser sözleşmesinden kaynaklanan bu davada iş sahibi, binadaki su yalıtımı hatası nedeniyle oluşan rutubetin giderilmesi için yaptığı masrafların tahsilini istemiştir. Yüklenici ise oluşan hasarın tasdikli projede öngörülmeyen yüklerden, titreşim yapan cihazlardan ve kullanım hatasından kaynaklandığını savunmuş, bilirkişi raporuna uzman görüşüyle desteklenen itirazlarda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir.
Yargıtay'ın değerlendirmesi: Daire, kararında şu ilkeyi açıkça ortaya koymuştur:
"Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır."
Yargıtay; uzman görüşünün değerlendirilmemesini, bilirkişi raporuna yöneltilen esaslı itirazların gerekçeli olarak karşılanmamasını ve rapor ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmemesini bozma nedeni saymıştır. Kararda, bu durumun adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliği taşıyabileceği vurgulanmıştır. Daire, statik ve yalıtım konusunda uzman inşaat mühendisinin de bulunduğu bir bilirkişi kurulundan, gerektiğinde keşif yapılarak denetime elverişli rapor alınmasını istemiştir.
Önemi: Karar, uzman görüşünün yalnızca dosyaya konulmasının yeterli olmadığını, içeriğinin mahkemece tartışılması gerektiğini en açık biçimde ortaya koyan kararlardan biridir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu – 13.12.2022, 2020/459 E., 2022/1735 K.
Uyuşmazlık: Alt taşeronun eser sözleşmesinden doğan bakiye iş bedeli alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Genel Kurul önündeki sorunlardan biri, davalının sunduğu uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmesinin gerekip gerekmediğidir.
Yargıtay'ın değerlendirmesi: Hukuk Genel Kurulu, uzman görüşünün hukuki niteliğini ayrıntılı biçimde açıklamıştır:
- Uzman görüşü, bilirkişi incelemesinden farklıdır; alınması tarafın takdirindedir ve görüşü veren uzman kamu görevlisi değildir.
- Uzman görüşü tek başına bağımsız bir delil değil, mahkemenin diğer delillerle birlikte değerlendirdiği bir delil değerlendirme ve aydınlatma aracıdır.
- Uzman görüşü bilirkişi raporuyla rekabet hâlinde değildir; hâkimi bağlamaz ve hâkim bu görüşü serbestçe takdir eder.
- Buna karşılık, tarafın sunduğu uzman görüşünün hükümde değerlendirilmemesi hukuki dinlenilme hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
Genel Kurul, uzman görüşüne itiraz edildiği için kendiliğinden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiği yönündeki yaklaşımı yerinde bulmamış; ancak mahkemenin sunulan uzman görüşünü değerlendirmesi ve itiraz hâlinde ek rapor alması gerektiğini belirtmiştir. Kararın bu bölümü oy çokluğuyla verilmiştir.
Önemi: Karar, uzman görüşünün sınırlarını ve değerini birlikte ortaya koyar: Uzman görüşü hâkimi bağlamaz, ancak değerlendirilmeden de bırakılamaz.
3. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – 26.11.2024, 2023/3211 E., 2024/4358 K.
Uyuşmazlık: Finansal yeniden yapılandırma danışmanlığı veren davacı, sözleşmeye göre sağlanan finansman tutarı üzerinden başarı primi talep etmiş; davalı ise sözleşme süresi içinde hizmet verilmediğini ve finansmana katkı sağlanmadığını savunmuştur. Davalı, bilirkişi raporuna teknik itirazlarda bulunmuş ve uzman görüşü sunmuştur. Mahkeme ek rapor almış, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Yargıtay'ın değerlendirmesi: Daire, HMK 293 kapsamındaki uzman görüşünün iddia ve savunmaların ispatı için sunulan önemli bir delil olduğunu, dava konusuyla ilgili uzman görüşünün dikkate alınıp değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda alınan ek raporun itirazları gidermediği ve asıl raporun tekrarı niteliğinde kaldığı tespit edilmiştir. Yargıtay; HMK 281/3 uyarınca ilgili alanda uzman kişilerden oluşan yeni bir bilirkişi kurulundan, deliller, önceki rapor, bu rapora yapılan itirazlar ve uzman görüşü birlikte incelenerek gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması gerektiğine hükmetmiş ve kararı bozmuştur.
Önemi: Uzman görüşünün şeklen değerlendirilmiş görünmesi yeterli değildir. Ek raporun, uzman görüşündeki somut teknik eleştirileri tek tek karşılaması gerekir; önceki kanaatin tekrarlanması bozma sebebi olabilir.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 09.10.2007, 2006/7-336 E., 2007/198 K.
Konu: Ceza yargılamasında, CMK 67/6 kapsamında tarafların kendi girişimleriyle aldırdığı bilimsel mütalaanın duruşmada nasıl ele alınacağı.
Yargıtay'ın değerlendirmesi: Ceza Genel Kurulu, soruşturma veya kovuşturma makamlarınca alınan bilirkişi mütalaaları ile kişilerin kendi girişimleriyle düzenlettirdiği bilimsel görüşlerin duruşmada tartışılması ve değerlendirilmesi bakımından aynı usul hükümlerine tabi olduğunu belirtmiştir. Somut olayda bilimsel mütalaayı hazırlayan uzmanın dinlenmesinin ardından, buna karşı açıklama yapmak için süre isteyen müdafilere makul süre tanınmaması savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir.
Önemi: Bu eşitlik, raporların aynı ispat gücüne sahip olduğu anlamına gelmez; duruşmada tartışılma ve tarafların görüş bildirme imkânı bakımından aynı usulün uygulanması gerektiğini ifade eder. Ceza yargılamasında bilimsel mütalaanın usulüne uygun tartışılması, savunma hakkının doğrudan bir parçasıdır.
Kararlardan Çıkan Ortak İlkeler

Etkili Bir Uzman Görüşü Nasıl Olmalı?
Kararlar birlikte değerlendirildiğinde, uzman görüşünün yargılamada karşılık bulması büyük ölçüde içeriğinin niteliğine bağlıdır. Mahkemenin değerlendirmek zorunda olduğu, ek rapor veya yeni bilirkişi kurulu kararına dayanak oluşturabilen bir uzman görüşü; dosyadaki bulgulara dayanmalı, kullanılan yöntemi ve standartları açıklamalı, mevcut bilirkişi raporundaki eksiklikleri genel ifadelerle değil, somut olarak ve tek tek göstermelidir. Görüş, hesap, ölçüm ve görsellerle denetlenebilir olmalı, hukuki nitelendirme yapmadan teknik alanla sınırlı kalmalı ve konunun gerçek uzmanınca hazırlanmalıdır.

Uygulamada uzman görüşünün en sık başvurulduğu alanlar arasında adli belge ve imza incelemeleri, mühendislik ve hasar tespitleri, hesap ve adli muhasebe incelemeleri, uyuşturucu ve kimyasal analizler ile trafik kazası kusur değerlendirmeleri yer alır.
Sonuç
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, dava konusuyla ilgili uzman görüşünün mahkemece mutlaka dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerektiğini, aksi hâlde hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilebileceğini açıkça ifade etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, uzman görüşünün hâkimi bağlamayan ve bilirkişi raporuyla rekabet etmeyen bir delil değerlendirme ve aydınlatma aracı olduğunu, ancak hükümde değerlendirilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini belirlemiştir. 6.
Hukuk Dairesi, itirazları karşılamayan ve önceki raporu tekrar eden ek raporun yeterli olmadığını, uzman görüşü de incelenerek yeni bir kuruldan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır. Ceza Genel Kurulu ise tarafların aldığı bilimsel mütalaanın duruşmada aynı usul hükümlerine göre tartışılması ve karşı açıklama için makul süre tanınması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, uzman görüşünün etkisi; dosyadaki bulgulara dayanmasına, yöntemini açıklamasına ve mevcut rapordaki eksiklikleri somut, gerekçeli ve denetlenebilir biçimde ortaya koymasına bağlıdır.
Böyle bir görüş, teknik itirazların incelenmesini ve gerektiğinde ek veya yeni bilirkişi raporu alınmasını sağlayarak yargılamanın sonucuna doğrudan etki edebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mahkeme sunulan uzman görüşünü dikkate almak zorunda mı?
Uzman görüşü hâkimi bağlar mı?
Uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki fark nedir?
Uzman görüşü sunulunca yeni bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu mu?
Ceza davasında bilimsel mütalaa nasıl değerlendirilir?
Ek bilirkişi raporu önceki raporu tekrarlıyorsa ne olur?
Etkili bir uzman görüşü nasıl hazırlanmalı?
Karar kaynakları: Yargıtay 15. HD 2015/5127 E., 2016/4635 K.; Yargıtay HGK 2020/459 E., 2022/1735 K.; Yargıtay 6. HD 2023/3211 E., 2024/4358 K.; Yargıtay CGK 2006/7-336 E., 2007/198 K. Kararların resmî metinlerine Yargıtay Karar Arama sisteminden ulaşılabilir.
Editoryal not: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş yerine geçmez. Kararlar, somut olaylarına özgü koşullar içinde değerlendirilmelidir.
Uzman Görüşü Bilimsel Mütalaa Hazırlatma Süreci Adım Adım
Yukarıdaki kararlar, mahkemenin sunulan görüşü değerlendirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak bir görüşün değerlendirmeye değer bulunması, büyük ölçüde nasıl hazırlatıldığına bağlıdır. Hukuk yargılamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.293'e dayanılarak alınan uzman görüşü bilimsel mütalaa ile aynı işlevi görür; ceza yargılamasında ise CMK m.67/6 bu belgeyi doğrudan bilimsel mütalaa olarak adlandırır. Süreç uygulamada genellikle şu adımlarla yürür.
1. Dosyanın ön incelemesi
Uzman; dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu ve ilgili eklerden oluşan dosyayı inceleyerek tartışmalı teknik noktaları belirler. Bu aşamada uzmanlık alanının dosyadaki sorularla örtüşüp örtüşmediği de değerlendirilir. Örtüşmüyorsa, görüşün doğru alandaki bir uzmana hazırlatılması gerekir.
2. Soruların yazılı olarak belirlenmesi
Uzmana yöneltilecek sorular, avukatla birlikte açık ve teknik biçimde yazılır. "Rapor hatalı mı?" gibi genel bir soru yerine "Mukayese imzaları tarihsel olarak yeterli midir?" veya "Hesapta hangi dönemin faiz oranı esas alınmıştır?" gibi somut sorular, görüşün odaklı olmasını sağlar.
3. İnceleme materyaline erişim
Belge incelemesi gibi alanlarda belgenin aslına erişim belirleyicidir. Hukuk davalarında belgenin uzmanca incelenebilmesi için mahkemeden izin istenebilir. Ceza yargılamasında ise inceleme için gerekli materyale erişim, soruşturma veya kovuşturma makamından talep edilir. Erişim sağlanamıyorsa, görüşte bu sınırlılığın açıkça belirtilmesi gerekir.
4. İnceleme ve yazım
Uzman, kullandığı yöntemi, dayandığı kaynakları ve bulgularını açıkça yazar. Bir uzman görüşü bilimsel mütalaa niteliği taşıyorsa dosyadaki bulgulara dayanır, varsayımlarını açıkça belirtir ve sonuçlarını bu bulgularla sınırlar. Bulguların görsel, ölçüm veya hesap dökümüyle desteklenmesi, görüşün denetlenebilirliğini artırır.
5. Dosyaya sunulması
Hazırlanan görüş, dilekçe ekinde dosyaya sunulur. Görüşün, rapora itiraz dilekçesindeki itiraz başlıklarıyla aynı sırada düzenlenmesi mahkemenin ve karşı tarafın değerlendirmesini kolaylaştırır. Gerekirse dilekçede uzmanın duruşmada dinlenmesi de talep edilebilir.
Uzman Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Mahkemenin bir uzman görüşü bilimsel mütalaa belgesine ne ölçüde itibar edeceği, belgenin içeriği kadar onu hazırlayan kişinin yetkinliğine de bağlıdır. Uzman seçilirken aşağıdaki ölçütler göz önünde bulundurulabilir:
- Alan uyumu: Uzmanın eğitimi ve mesleki deneyimi, tartışılan teknik konuyla doğrudan ilgili olmalıdır.
- Belgelenebilir yetkinlik: Diploma, sertifika, yayın veya mesleki deneyim gibi dayanaklar gerektiğinde görüşe eklenebilmelidir.
- Bağımsızlık: Uzmanın taraflardan biriyle, görüşün tarafsızlığına gölge düşürecek bir ilişkisi bulunmamalıdır.
- Yöntem bilgisi: Uzman, kendi alanında kabul görmüş yöntemleri ve bu yöntemlerin sınırlarını açıklayabilmelidir.
Uzman görüşü veren kişinin bilirkişi listesinde kayıtlı olması kural olarak aranmaz. Bununla birlikte bilirkişi olarak da görev yapan bir uzmanın, raporların hangi standartlarda yazılması gerektiğine ilişkin deneyimi görüşün yapısına olumlu yansıyabilir.
Mütalaanın Etkisini Azaltan Yaygın Hatalar
Bir görüşe sınırlı ağırlık tanınmasının ardında çoğu zaman aşağıdaki hatalardan biri bulunur:
- Hukuki nitelendirme yapmak: "Sanık kastla hareket etmiştir" veya "davacı haklıdır" gibi ifadeler uzmanın görev alanı dışındadır.
- Taraflı ve sert dil kullanmak: Bilirkişiye yönelik kişisel eleştiriler, teknik tespitlerin inandırıcılığını azaltır.
- Dosya dışı bilgilere dayanmak: Dosyada bulunmayan ve dosyaya da sunulmayan verilere dayanılması, görüşün denetlenmesini zorlaştırır.
- Kaynak göstermemek: Yöntemin dayandığı bilimsel kaynaklar veya meslek standartları belirtilmezse, görüş kişisel bir kanaat gibi algılanabilir.
- Genel ifadelerle yetinmek: "Rapor bilimsel değildir" gibi cümleler yerine, eksikliğin raporun hangi bölümünde ve neden bulunduğu gösterilmelidir.
- Geç sunmak: Rapora itiraz süresinden sonra sunulan bir görüşün etkisi, yargılamanın geldiği aşamaya göre sınırlı kalabilir.
Bu hatalardan arındırılmış bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak dosyaya girdiğinde, mahkeme için bilirkişi raporuyla aynı teknik zeminde karşılaştırılabilir bir belge hâline gelir.
Hangi Uyuşmazlıklarda Başvurulur? Örnek Senaryolar
Bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak hemen her teknik uyuşmazlıkta sunulabilir. Aşağıdaki örnekler belirli bir dosyaya değil, uygulamada sık karşılaşılan durumlara dayanan genel senaryolardır.
İnşaat ve ayıplı iş uyuşmazlıkları
Yalıtım veya rutubet sorunu bulunan bir yapıda bilirkişi raporu, ayıbın nedenini kullanıcı hatasına bağlamıştır. Taraf, aldığı uzman görüşüyle detay çizimleri, malzeme kayıtları ve keşif fotoğrafları üzerinden uygulama hatasına işaret eden bulguları ortaya koyar. Mahkeme, iki görüş arasındaki çelişkiyi gidermek için yeni bir bilirkişi incelemesine gidebilir.
İmza ve belge incelemesi
Senetteki imzaya ilişkin rapor, sınırlı sayıda mukayese imzasıyla kesin sonuç bildirmiştir. Uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak sunulduğunda, mukayese malzemesinin yetersizliği ve raporda kullanılan yöntemin açıklanmamış olması somut biçimde gösterilir. Bu tespitler, mahkemenin belge aslı ve yeterli mukayese malzemesi üzerinden yeni bir inceleme yaptırmasına dayanak oluşturabilir.
Ceza yargılamasında dijital deliller
Bir dolandırıcılık dosyasında yazışma kayıtlarının bütünlüğü tartışılmaktadır. Savunma, CMK m.67/6 kapsamında aldığı bilimsel mütalaada, imaj alma sürecinin ve özet (hash) değerlerinin raporda yer almadığını belirtir. Mahkeme, bu tespitleri duruşmada tartışmaya açarak bilirkişiden açıklama isteyebilir.
Hesap ve tazminat uyuşmazlıkları
Bir tazminat hesabında yanlış gelir verisi veya hatalı dönem esas alınmışsa, uzman görüşünde doğru veriyle yapılan hesap ayrıca gösterilebilir. Bu yaklaşım, mahkemenin iki hesap arasındaki farkın kaynağını kolayca görmesini sağlar.
Uzman Görüşü Bilimsel Mütalaa Hakkında Ek Sorular
Bilimsel mütalaa soruşturma aşamasında sunulabilir mi?
Uygulamada bilimsel mütalaa yalnızca kovuşturma aşamasında değil, soruşturma evresinde de sunulabilmektedir. Bu aşamada sunulan bir mütalaa, Cumhuriyet savcısının ek inceleme yaptırma ihtiyacını değerlendirmesine katkı sağlayabilir.
Uzman görüşü veren kişi duruşmada dinlenebilir mi?
HMK m.293, mahkemenin re'sen veya taraf talebiyle uzman görüşü veren kişiyi dinleyebileceğini öngörür; bu durumda karşı taraf da uzmana soru yöneltebilir. Ceza yargılamasında ise sunulan mütalaanın duruşmada tartışılması, yukarıda anılan Ceza Genel Kurulu kararında vurgulandığı üzere savunma hakkıyla doğrudan ilgilidir.
Karşı taraf da uzman görüşü sunarsa ne olur?
İki tarafın birbirine zıt görüşler sunması uygulamada sık görülür. Mahkeme bu durumda görüşlerden birini gerekçesiz olarak tercih etmek yerine, çelişkiyi bilirkişi aracılığıyla gidermeye çalışır. Bu nedenle bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak hazırlanırken karşı görüşün muhtemel itirazlarının da öngörülmesi yararlıdır.
Görüşte hangi belgelerin incelendiği belirtilmeli mi?
Evet. İncelenen her belgenin aslından mı yoksa örneğinden mi incelendiği görüşte açıkça yer almalıdır. Bu bilgi, görüşün hangi veriye dayandığını gösterir ve "eksik dosya üzerinden hazırlanmıştır" yönündeki itirazların önüne geçer.
Uzman görüşünün ücretini kim karşılar?
Uzman görüşü, onu talep eden tarafça kendi imkânlarıyla alınır ve ücreti de bu tarafça karşılanır. Ücretin hangi ölçüde yargılama giderlerine dâhil edileceği tartışmalı olabilir; bu nedenle maliyet ile görüşün dosyaya katkısı baştan değerlendirilmelidir.
Mütalaa hangi dilde ve biçimde sunulmalıdır?
Görüş Türkçe, imzalı ve tarihli olarak sunulmalıdır. Yabancı dildeki kaynaklara atıf yapılıyorsa ilgili bölümlerin çevirisinin eklenmesi, mahkemenin ve karşı tarafın görüşü doğrudan değerlendirebilmesini sağlar. Teknik terimlerin ilk kullanıldığı yerde kısaca açıklanması da okunabilirliği artırır.
Uzman, daha önce aynı dosyada bilirkişilik yapmışsa ne olur?
Aynı dosyada bilirkişi olarak görev yapmış bir kişinin daha sonra taraflardan biri adına görüş vermesi, tarafsızlık açısından ciddi soru işaretleri doğurur. Bu nedenle uzman seçilirken dosyayla önceki bir bağlantısının bulunup bulunmadığı mutlaka sorulmalıdır.
İstinaf aşamasında mütalaa sunulabilir mi?
İstinaf incelemesinde yeni delil sunma imkânı sınırlıdır; bu nedenle mütalaanın ilk derece yargılamasında sunulması en sağlıklı yoldur. Bununla birlikte istinaf aşamasında sunulan bir görüş, mevcut raporun teknik eksikliklerini göstermek amacıyla yine de değerlendirmeye konu olabilir.
Görüşün uzunluğu etkisini artırır mı?
Hayır. Bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak değerlendirilirken sayfa sayısına değil, tespitlerin somutluğuna bakılır. Kısa ama her itirazı bulgularla destekleyen bir görüş, uzun ve genel ifadelerle dolu bir metinden daha etkilidir.
Uzman görüşlerinin yargılamadaki yeri hakkında daha ayrıntılı bilgi için uzman görüşünün mahkeme kararına etkisi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz. Özetle, iyi hazırlanmış bir uzman görüşü bilimsel mütalaa olarak mahkemenin önüne konduğunda, kararlarda aranan değerlendirme yükümlülüğünün de somut bir karşılığı olur.








