Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından verilen 23.06.2011 tarih, 2011/1178 Esas ve 2011/9968 Sayılı Kararında özetle;
Davacı, davalı ile 2.1.1984 tarihli harici sözleşme imzalayarak 161 ve 162 nolu parsellerde bulunan davalıya ait toplam 8.250 metrekare taşınmaz hissesini 1.000.000TL bedelle satın aldığını, bedelini peşin ödeyerek satış tarihinden 2000 yılına kadar taşınmazlarda zilyet olduğunu, davalının tapuda devri vermediğini ileri sürerek, davaya konu taşınmaz hissesinin rayiç bedelinin tespiti ile tespit edilecek değerin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile sözleşme imzalamadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davacı, 2.1.1984 tarihli harici sözleşme ile davalıdan Taşınmaz hissesi satın aldığını, davalının tapu devrini vermediğini ileri sürerek, taşınmaz hissesinin rayiç bedelinin tespiti ile tespit edilecek değerin davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı, davaya konu sözleşmeyi kendisinin imzalamadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Mahkemece Adli Tıp Kurumu raporu esas alınmak suretiyle sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın 2011/1178-9968 reddine karar verilmiştir. Davaya dayanak yapılan sözleşme üzerinde yapılan imza incelemesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu Adli Belge İnceleme Şubesinin 12.7.2010 tarihli raporunda, inceleme konusu belgede satan kısmında S. Y. adına atfen atılan imzanın teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, ”S” harfi ve devamındaki karalama tarzında çizgilerden ibaret basit tersimli imza olması nedeniyle aidiyetinin ve S. Y.’nin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir. Hükme dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu raporunda kesin sonuca varılamadığı bildirildiğine göre, hukuk davalarında Adli Tıp Kurumu son inceleme mercii de olmadığından, yeniden inceleme yaptırılması gerekir. Öyle olunca mahkemece davalının sözleşme tarihinden önceki ve sözleşme tarihine yakın dönemlerdeki imzalarının bulunduğu belge asılları ilgili yerlerden temin edildikten sonra, oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla, davaya konu sözleşme altındaki imzanın aidiyeti konusunda inceleme yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir denildiği,
Sonuç olarak; davacı, davalıdan 2.1.1984 tarihli harici sözleşme ile taşınmaz hissesi aldığını, ancak davalının tapu devrini yapmadığını iddia ederek, taşınmaz hissesinin rayiç bedelinin belirlenmesini ve bu bedelin davalıdan tahsil edilmesini talep ettiği, davalı ise, davaya konu olan sözleşmeyi kendisinin imzalamadığını, sözleşmede yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkeme, Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak, sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğini, davacının davasını ispatlayamadığını belirterek davayı reddettiği, davanın dayanağı olan sözleşmenin imzasının incelenmesi sonucunda düzenlenen Adli Tıp Kurumu Adli Belge İnceleme Şubesinin 12.7.2010 tarihli raporunda, inceleme konusu belgede satan kısmında S. Y. adına atfen atılan imzanın karakteristik özellik, önemli yazı ve tanı unsuru taşımayan, ”S” harfi ve devamındaki karalamalardan oluşan basit tersimli imza olduğu için kimliğinin ve S. Y.’nin eli ürünü olup olmadığının belirlenemediği ifade ettiği, mahkemece hükümde esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda kesin bir sonuca ulaşılamadığı açıkça belirtildiği, belge incelemesinde Adli Tıp Kurumu son inceleme mercii olmadığından, tekrar inceleme yapılması gerektiği, bu nedenle mahkemece, davalının sözleşme tarihinden önceki ve sözleşme tarihine yakın zamandaki imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili kurumlardan istenmesinden sonra, uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, davaya konu olan sözleşmedeki imzanın kimliği hakkında inceleme yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçe yapılarak bozma kararı verildiği görülmüştür.





Comments are closed