Davacı vekili, davalı tarafından takibe konulan murisi … tarafından keşide edildiği iddia edilen 100.000 TL’lik bonodan dolayı borç olmadığı gibi, imzanın da murise ait bulunmadığını ileri sürerek, takibe konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının murisi …’a borç para verdiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen imza incelemesine ait bilirkişi raporları karşısında davanın kabulüne, davacının murisi …’un takibe konu 12.04.2006 tanzim, 30.03.2007 vadeli 100.000 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, %40 tazminatı olan 40.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan imza incelemesine ait bilirkişi raporlarından ikincisi olan Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 26.10.2010 tarihli 5444 nolu raporunda inceleme ve sonuç bölümünde “Dairemiz Adli Belge İnceleme Laboratuvarında yapılan incelemede; 09.12.1993 tarih ve 4934 yevmiye nolu kati traktör satış senedi karbon nüshasında …’a atfen atılı tarafımızca (1), (2) ve (3) olarak numaralandırılmış 3 adet imza mukayese dışı tutularak yapılan incelemede; inceleme konusu senette …’a atfen atılı imzalar ile …’un mukayese imzaları arasında;…uygunluk ve benzerlik saptanmadığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalara kıyasla …’un eli ürünü olmadığı sonucuna varıldığı…”şeklindedir.
Davalı vekili, bu raporda, 07.11.2011 havale tarihli dilekçesi ile gerekçelerini de belirterek itiraz etmiştir. Adli Tıp Kurumu raporundaki inceleme dışı tutulan murise ait imza örnekleri de dikkate alınarak, davalının gerekçeli itirazlarını da karşılar şekilde, mahkemenin belirleyeceği konusunda uzman bilirkişilerden veya bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir denildiği,
Sonuç olarak; Davalı tarafın itiraz ettiği Adli Tıp Kurumu raporu, murise ait imza örneklerini inceleme kapsamına almadığı, davalının dilekçesinde belirttiği gerekçeler de dikkate alınmadığı, mahkeme, uzman bilirkişilerden veya bilirkişi kurulundan yeni bir rapor isteyerek, imza örneklerinin karşılaştırılmasını sağlamadığı bu nedenle Yargıtay denetimine uygun bir rapor alındıktan sonra, sonuca göre bir hüküm verilmesi gerektiği gerekçe gösterilmek suretiyle bozma kararı verilmiştir.




Comments are closed