Yargıtay 15. Hukuk Dairesi tarafından verilen 27.03.2019 tarihli, 2018/419 Esas, 2019/1381 Sayılı Kararında özetle;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; muris….arasında kurulan ticari ilişki ile 3 adet Çelik Kostrüksiyonlu Villa Sözleşmesi, 2 adet Betonarme … Villa Sözleşmesi ve . … Sitesi Sözleşmesi’nin imzalandığını, dava konusu sözleşmelere ait olarak müvekkilinin müteveffa….ı’dan toplamda 128.998,88 TL alacağı bulunduğunu, müvekkili şirketin yaptığı tüm harcamaları…’dan müteadit taleplerine rağmen tahsil edemediğini, alacağın tahsili için … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/44606 Esas sayılı dosyası ile… mirasçıları olan davalılara karşı icra takibi başlatıldığını, davalı mirasçıların haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiklerini ve itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/44606 Esas sayılı dosyasına vâki haksız ve kötüniyetli itirazların iptâli ile takibin devamına, davalı mirasçıların %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalılardan … ve … vekili; öncelikle davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığını, muris….’ya ait olduğu iddia edilen ve bilgileri bulunmayan borcu kabul etmediklerini, ayrıca davacı tarafından müvekkilleri aleyhine başlatılan takibe ilişkin yetki itirazlarını tekrar ettiklerini, talep edilen alacak tutarlarının bir kısmının belgeye dayanmadığının dava dilekçesinde davacı vekili tarafından açıkça ifade edildiğini, belgesiz harcamaları kabul etmediklerini, söz konusu alacağın likid olmayıp böyle bir alacak için icra takibi yapılamayacağını,…’nın terekesindeki tüm mal varlığı değerlerine Tereke Mahkemesi’nce Mart 2009 da tümüyle tedbir konulduğunu ve miras hisselerinin henüz mirasçıların eline geçmediğini ileri sürerek, öncelikle süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı def’i gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının açtığı haksız, usule ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … vekili; dava konusu alacağın taraflar arasında kurulduğu iddia edilen ticari ilişkiye dayandığını, bu durumda huzurdaki davanın iş bölümü yönünden ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, usule ilişkin ilk itirazlarının kabul edilerek dosyanın ilgili ticaret mahkemesine gönderilmesini, ayrıca yine kurulduğu iddia edilen hukuki ilişkinin müvekkillerinin murisi davalı ……ile davacı şirket arasında olduğunu,…’nın 22.02.2009 tarihinde vefat ettiğini, belgeye dayanmayan alacağın hukuken talebinin mümkün olmadığını, bu yönden de davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle öncelikle ilk itirazları ile ilgili karar verilmesini, her türlü mukabil delil ileri sürme haklarını saklı tuttuklarını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilerek, masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve … vekili; dava borçlusu olan…’nın terekesine ait olarak görülmekte olan davanın … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan derdest bir dava olduğunu, alacaklı şirket tarafından icra takibine konu edilen alacak iddiasının … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılması gerekçesiyle taraflarınca icra takibine itiraz edildiğini, müvekkillerinden …’nın … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/242 Esas sayılı dosyasında bulunan vasiyetname gereğince mirastan ıskat edildiğini, müvekkili …’nın ise yaklaşık yirmi yıldır muris olan dedesi asıl davalıdan boşanan babaannesi ile birlikte yaşadığını, muris dedesi ile hiç bir ilişkisi bulunmadığından, davacı ile aralarındaki ticari ilişkiden de bihaber olduğunu, bu nedenlerle yasaya aykırı açılan iş bu davanın reddine, davacıya %40 icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin yükletilmesine karar verilmesini, dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesini, delil listelerinde belirttikleri mirasa ilişkin davaların bekletici mesele yapılmasına ve davanın terekeye yöneltilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı şirket ile davalıların murisi… arasında düzenlenen sözleşmelerden doğan alacağını talep etmekte olup davalı taraf bahsi geçen sözleşmelerdeki imzaların murislerine ait olmadığı savunulduğundan sözleşmeler üzerinden imza incelemesi yaptırılmış, alınan 18.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda bahsi geçen sözleşmelerdeki imzanın M. S. T.’nin eli ürünü olduğu belirtilmişken, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi’nin 09.12.2014 tarih ve 27695533-101.02- 2014/109015/10498 sayılı raporunda bahsi geçen sözleşmelerdeki imzanın…’nın eli ürünü olup olmadığının belirlenemediği rapor edilmiştir.
Bu haliyle raporlar çelişkili olup çelişkili raporlara dayanarak sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edilerek, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; alınan grafoloji raporu ile Adli Tıp Kurumu Adli Belge İnceleme Şubesi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için üniversitelerden seçilecek uzman bilirkişilerden oluşan bir heyete dosyanın tevdi edilerek sözleşmelerdeki muris imzalarının sıhhati araştırılmalı sonucuna göre hüküm kurulmalıdır denildiği,
Sonuç olarak; davacı şirketin davalıların murisi ile imzaladığı sözleşmelerden kaynaklanan alacağını istediği dava, sözleşmelerin murise ait olmadığı iddiası üzerine imza incelemesi yapıldığı, inceleme sonucunda iki farklı rapor alındığı, bir raporda sözleşmelerdeki imzanın murisin eli ürünü olduğu, diğer raporda ise imzanın murise ait olup olmadığının tespit edilemediği belirtildiği, çelişkili bilirkişi raporları ortadayken karar verilmesi yerine mahkeme, sözleşmelerdeki imzanın sıhhatini belirlemek için üniversitelerden seçilecek uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet görevlendirmeli ve heyetin vereceği rapora göre karar vermediği gerekçesiyle bozma kararı verildiği görülmüştür.





Comments are closed