Özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bilimsel bilirkişi raporu ve uzman görüşü hazırlıyoruz. Hukuki hizmet ve teknik destek sağlıyoruz.

YARGITAY KARARI – Adli Belge İnceleme – Kesin Kanaat İçermeyen Rapor

 Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, örnek 10 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük süre içerisinde icra mahkemesine başvurarak imza itirazında bulunduğu; ilk derece mahkemesince, imzaya itirazın reddine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak, … Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporda “…inceleme konusu imzaların … eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmek mümkün olmamıştır”, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen raporda ’’…imzaların kuvvetle muhtemel …’nun eli ürünü olduğu’’, Adli Tıp Kurumu emekli uzmanlarından oluşan heyet tarafından düzenlenen son bilirkişi raporunda ise; ” borçlu imzalarının …’nun eli ürünü olduklarının kabulünün daha güçlü olasılık seviyesinde görüldüğü …” şeklinde görüş belirtildiği; ilk derece mahkemesince, imzanın borçlunun eli ürünü olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verildiği görülmektedir.

O halde, ilk derece mahkemece aldırılan ilk iki bilirkişi raporunun çelişkili olduğu, son bilirkişi raporda ise kesin kanaat bildirilmediğinden, uzman bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin kanaat içermeyen ve dolayısıyla uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınıp, yorumlanarak imzaya itirazın reddi yönünde hüküm tesis edilmesi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir denildiği,

Sonuç olarak; İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak, alınan üç raporun da farklı görüşler içerdiği anlaşılmaktadır. Birinci bilirkişi raporunda, imzanın kime ait olduğu belirlenemediği, ikinci bilirkişi raporunda, imzanın kuvvetle muhtemel borçluya ait olduğu ifade edilmiştir. Üçüncü bilirkişi raporunda ise, imzanın borçlunun eli ürünü olduğu daha güçlü bir olasılık olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesinin, kesin kanaat içermeyen ve birbiriyle çelişen raporları yorumlayarak imzaya itirazı reddetmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin de bu kararı onaması hatalıdır. Uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir kuruldan kesin ve net bir rapor alınmak suretiyle karar verilmesinin doğru olacağı bu nedenle bozma kararı verilmiştir.

Comments are closed